2 Metre Asker Olur Mu?
Hayatımda hep bir yerlerde bir soru vardı. Küçükken çok daha sık sorardım, ama bir şekilde zamanla cevapsız kalmaya başladı. O soruya soruya katılan başka sorular da eklenmişti. “2 metre asker olur mu?” Bu soruyu genellikle Kayseri’nin taş duvarları arasında koşarken, ya da mahalledeki arkadaşlarla top oynarken kendime sorardım. O zamanlar sadece boyumun uzun olmasından dolayı bir çeşit eğlence haline gelmişti. Ama büyüdükçe bu sorunun, aslında çok derin, çok dokunaklı bir soruya dönüştüğünü fark ettim.
Hikayem de biraz böyle başladı. Boyum uzun, hâlâ uzun, ama hiçbir zaman “bu kadar uzun boylu biri asker olabilir mi?” sorusunun cevabını bulamadım.
Gençliğin Son Baharındaki Korkular
Beni tanıyanlar, her zaman sakin ve duygusal bir insan olduğumu söylerler. Ama o zamanlar, yani askerliğim yaklaşırken o sakin insanın içindeki o büyük korkuları kimse bilmezdi. Hani, yıllar boyunca birikmiş ama bir türlü dışarıya çıkamamış korkular. Bu korkular, sadece askerliğe gitme değil, aslında hayatta doğru yerimi bulma korkusuydu.
Beni tanıyanlar derken, ailem, arkadaşlarım… Onlar da pek bilmezlerdi aslında. Bir sabah bir telefon almıştım, askerliğe gitme zamanı gelmişti. “Dönünce konuşuruz” dedi annem, hafif buruk bir sesle. Bazen o tür konuşmalarda sesin titremesi, yüreğin ağırlaşır ya, işte öyle olmuştu. Kayseri’deki o evde, annemin gözlerindeki o masum korkuyu görmek, beni daha da büyülemişti. O kadar heyecanlıydım ki, sanki bir film setinde gibiydim. Ama içimde bir yerlere girmiş, “2 metre asker olur mu?” sorusu hala nehir gibi akıyordu.
Kampta Bir Yüksekliği Aşmak
İlk gün kamp alanında gerçekten çok garipti. O kadar büyük ve kalabalıktı ki, yeni bir insan gibi hissettim. Şimdiye kadar Kayseri’de arkadaşlarımla top oynarken, bana “Sen çok uzun boylusun, seninle oynayalım mı?” derlerdi. Ama o günde, o kampa girdiğimde de aynı şekilde hissediyordum: “Sen 2 metrelik bir insansın, burada senin yerin var mı?”
Ertesi gün, ilk eğitim başladı. Komutanımızın bize verdiği talimatları anlamaya çalışırken, ben her zaman en ön sırada duruyordum. Hep ilk sıralardaydım. Bir de boyumun uzunluğundan dolayı komutan, beni ön planda görmek isterdi. Bir anda o devasa gövdemle diğerlerinden farklı olduğunu fark ettim. Evet, ben uzun boylu bir askerim ama gerçekten asker olabilir miyim?
O kadar çok soru vardı ki. Boyum bazen büyük bir avantaj gibiydi, bazen de tam tersi. Çadırları kurarken başım hep çadırlara çarpıyordu. Ekipmanları taşırken, sırt çantam diğerlerinden çok daha büyük görünüyordu. Her adımda daha da büyük hissediyordum. Ama ne zaman boyumun gereksiz olduğunu düşünsem, komutanın “Bu dağcı çocukları size yardım eder!” dediği anı hatırlardım. İşte o anlar, askerliğe olan ilgimi artıran, gülümseten anlar oldu.
O Gün, O An
Bir gün sabah erken saatlerde, 6 numaralı çadırdan çıkıp sabah koşusuna çıkmak için hazırlandım. Diğerleri hızla koşarken ben biraz geride kaldım. Tam o sırada komutan, bana doğru baktı ve “Haydi, 2 metre çocuk, ne kadar hızlı koşabilirsin bakalım!” dedi. Gülümsedim. Evet, belki uzun bir boyum var ama bu boy beni sınırlamazdı. Adımlarım uzun, bedenim güçlüydü. Bir an, asker olmanın yalnızca fiziksel bir şey olmadığını fark ettim.
Zamanla, boyumun aslında bir avantaj olduğunu anladım. Uzunluk sadece bedensel değil, duygusal bir yansıma da oluşturdu. O kadar yıllık hayat tecrübemden sonra, içimdeki o büyük korkuları geçip, orada gerçekten kendimi kanıtlamak istedim. “2 metre asker olur mu?” sorusunun cevabını ararken, içimdeki cevabın aslında hep burada olduğunu fark ettim: Olurum.
Geriye Dönüp Bakmak
Bugün, askerliğimi bitirdiğimde, hala o soruyu hatırlıyorum. “2 metre asker olur mu?” diye soran ben, şimdi “Olur” diyorum. Çünkü bazen boyun ne kadar uzun olursa olsun, önemli olan ne kadar büyüdüğün değil, aslında ne kadar güçlü olduğundur. Sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal ve ruhsal olarak büyümen gerek.
Bazen, hayatın garip bir şekilde seni yerleştirip test etmesi gerekir. Askere gitmek, bana sadece askerlik değil, aynı zamanda kim olduğumu ve ne olacağımı da öğretti. Gerçekten, 2 metre olmak bir avantaj değil, bazen zorlayıcı da olabilir. Ama yine de bir asker olabilir misin? Olurum. Hem de onurla.
Hikayemi anlatırken, içinde o korkuları yaşayan, tıpkı ben gibi olan birini düşündüm. Boyunun uzunluğundan dolayı hep farklı hisseden, dışlanacağını düşünen. Onlara, “Sen olursun” demek istiyorum. Çünkü insanın içindeki cesaret, bedensel özelliklerden çok daha önemli. Eğer bir şeyleri değiştirebileceğini düşünüyorsan, bu senin içindeki gücünle alakalıdır.
Hayal Kırıklıkları ve Umut
O günlerde, bazen çok yalnız hissettim. Herkesin neşeli olduğu zamanlarda, ben yine o sorunun içinde boğuluyordum. Ama sonunda fark ettim: Yalnız hissetmek bile büyümek için bir adımdı. Boyunun uzun olması seni farklılaştırabilir ama sana farklı şeyler öğretir. Kendini bulduğunda, 2 metre boyunda olman sadece bir rakamdan ibaret olur.
Hayat, tıpkı Kayseri’nin sıcak yaz akşamlarında, bazen en güçlü olduğunda en hassas hâle gelmeni sağlar. O gün, o koşularda, o askerlik kampında, belki uzun bir boyla asker olmanın güçlükleri vardı ama sonunda içimdeki cevabım “Evet, 2 metre asker olur” oldu.
Bazen hayatta, sadece boyumuzun ne kadar uzun olduğuna değil, ne kadar büyüdüğümüze de odaklanmalıyız. İşte o zaman hayatı daha anlamlı ve güçlü yaşarız.