İçeriğe geç

Doğu sınırlarımız hangi antlaşma ile çizildi ?

Doğu Sınırlarımız Hangi Antlaşma ile Çizildi? – Tarih, Espriler ve Biraz da İçsel Düşünceler

İzmir’de 25 yaşında, arkadaş ortamımda sürekli espri yapan ama içten içe her şeyi fazla düşünen biri olarak, bazen kafamda birdenbire “Doğu sınırlarımız hangi antlaşma ile çizildi?” gibi bir soru belirebiliyor. “Ya bunu kesin ben unutmuşumdur, ya da lisede o kadar uyumuşum ki, öğretmenimiz bu konuyu anlatırken neredeyse dersin tamamını rüyada geçirdim!” diye düşündüm. Tabii, tarih kitapları, büyük kısıtlamalar ve eski dilde yazılmış metinler bir yana, işin asıl cevabını bulmak biraz daha eğlenceli bir yolculuk oldu.

Hazır bu kadar derin düşüncelere dalmışken, gelin size Doğu sınırlarımız hangi antlaşma ile çizildi? sorusunun cevabını esprili bir şekilde, izlediğim birkaç sahneyle ve iç sesimle birlikte anlatayım.

Yavaşça Başlayalım: Öğrenmemiz Gereken Biraz Tarih

Evet, biraz tarih bilgisi edinmemiz gerek. Doğu sınırlarımız, bildiğiniz gibi Türkiye’nin komşularıyla belirlenen sınırları kapsıyor. Ama bunlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde çeşitli antlaşmalarla şekillendi. Her şey, 1920’lerdeki bir dönüm noktasına geliyor ve esasen 1921 yılında Sovyet Rusya ile imzalanan Moskova Antlaşması ile başlıyor. Ama asıl patlama, tabii ki 1923’teki Lozan Antlaşması ile oluyor.

Hadi gelin, biraz eğlenceli bir bakış açısıyla bunu açalım.

İç Sesim: “Moskova Antlaşması… Bu Tam Ne Zaman Oldu?”

“1921 mi, 2021 mi? Ben bunu hatırlayabiliyor muyum?” diye içimden geçiriyorum. Durum böyle olunca, bir kafede arkadaşımın kafasına kahve dökmek üzereyken bu antlaşmanın detaylarına göz atmam gerektiğini fark ediyorum.

Moskova Antlaşması, tam olarak “Kardeşim, Doğu sınırını nasıl çizeceğiz?” dediğimizde, Sovyet Rusya ile olan ilişkilerimizin netleşmesini sağlamış. Osmanlı’dan miras kalan sınırları düzenlemek için ciddi bir adım atılmış. Rusya’yla aramızda, “Kardeşim biz zaten bazen aynı coğrafyadayız ama ne olur, sen şu doğuyu biraz düzenle, ben biraz batıyı toparlayayım!” diyerek, ciddi bir diplomasi anlaşması sağlanmış.

O kadar ciddi bir şey ki, oturup Moskova Antlaşması’nın 16 maddesini okuyorum. Ah, ne kadar da sıkıcı. Sonra düşünüyorum: “Yani, bu kadar önemli bir antlaşma yaptıysak, biraz keyifli olurdu sanki, ama yok. Benim için hala sıkıcı.” Zaten bir süre sonra içimdeki ses bu antlaşmayı “En zor yapılan ancak en basit anlatılacak antlaşma” olarak tanımlıyor.

Lozan Antlaşması: Her Şeyin En Son Noktası ve Kendi Kendime Sohbetlerim

Peki, sınırlarımız kesinleşti mi? Tabi ki hayır! Şimdi de içimden bağırarak “Lozan Antlaşması”nı hatırlıyorum. Sanki o zamanki diplomatlardan biri benimle sohbet ediyor:

Diplomat (Bana): “Kardeşim, bu sınırları çözmek için çok çaba sarf ettik. Ben sana soruyorum, ‘Doğu sınırlarımızı kim çizecek?’ dediklerinde, sen ne yapardın?”

Ben (Cevaplıyorum): “Tabii ki bir harita açıp çizerdim, ama şunu da göz önünde bulundururdum ki, her çizdiğimde başka bir ülke buraya itiraz ederdi.”

Ve işte 1923’te gerçekleşen Lozan Antlaşması, Türkiye’nin doğu sınırlarını iyice netleştirdi. Tabii bu noktada, “Ya neden bu antlaşma biraz daha şık olmasaydı?” diye içimden düşünüyorum. Yani, kimse “Beni bir kabul et, sonra çizelim şu sınırları!” demedi. Oysa bir sosyal medya postu gibi olsa da, her şeyin daha şık görünmesini dilerdim.

Lozan Antlaşması, sadece doğu sınırlarını çizmekle kalmadı; aynı zamanda Türk toprakları üzerinde pek çok düzenlemeyi de getirdi. Ancak, bu kadar önemli bir antlaşma var, içimdeki esprili tarafım duramaz:

Ben (Gülerek): “Yani sonuçta, Lozan demek, ‘Doğu sınırı bu kadar olur, şimdilik rahat olun’ demek oluyor gibi.”

Lozan’dan Sonra, Toptan “Hadi Bunu Bırakalım!” Diyen Diplomatlar

Lozan Antlaşması, o kadar da sade bir süreç değildi. Hem devletler arasındaki büyük görüşmelerin hem de büyük müzakerelerin sonucuydu. “İyi ama, bu kadar önemli bir anlaşma nasıl yapıldı?” diye soruyorum içimden. “Lozan’daki Türk heyeti ciddi şekilde diyalog kurmuş, ikili anlaşmalar yapmış ve sonunda bu sınırları kabul ettirmiş. İşin içinde bir diplomasi var!”

İzmir’de, kahvemi içerken bir arkadaşımın bana “Ya, bu devletler arasındaki diplomasi gerçekten böyle mi işliyor?” diye sorması beni bir hayli düşündürüyor. “Evet, böyle işliyor” diye yanıtlıyorum ama aslında “Bilmiyorum, ben bu işleri pek anlamıyorum. Başkaları da pek anlamıyor zaten,” diye içimden ekliyorum.

Sonuç: Biraz Tarih, Biraz Mizah ve Biraz İçsel Düşünce

Doğu sınırlarımızın çizilmesi, gerçekten büyük bir diplomatik başarıydı. Moskova Antlaşması ve Lozan Antlaşması, bugünkü sınırlarımızın temellerini attı. Bu antlaşmaların arkasındaki diplomasi çok karmaşık olsa da, her biri kendi içinde ayrı bir strateji gerektiren anlaşmalardı.

İçimdeki esprili taraf, bazen bu tarihi olayları eğlenceli bir şekilde kafasında canlandırırken, diğer yandan içsel düşüncelerim devreye giriyor. Ne olursa olsun, tarih bize öğretiyor ki, her sınırın bir tarihi vardır ve bazen bir antlaşma ile çizilen sınırlar, sadece bir harita üzerinde yer almaz, insanların zihninde de şekillenir.

Sonuç olarak, Doğu sınırlarımız hangi antlaşma ile çizildi? sorusunun cevabını düşündüğümüzde, bir yanda ciddi bir diplomasi, diğer yanda benim ve arkadaşlarımın gülüşmeleri yer alıyor. Belki de bu sınırları bir gün daha rahat çizmek için hepimiz biraz daha iç sesimizi dinlemeli ve tarihe biraz mizahi bakmalıyız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ,
Sitemap
ilbetgir.net