Çelik Bir Bukulur Mu?
Hayat bazen, her şeyin olması gerektiği gibi gitmediği o anlardan oluşur. İzmir’in sıcağında, arkadaş ortamında gülüp eğlenirken birden aklınızda şu soru belirir: “Çelik bir bukulur mu?” İşte, tam o an, kendimi bir kenara çekip iç sesimi dinlemeye başlarım: “Nedir bu çelik? Nereden çıktı bu bukulama? Çelik bile olsa, insan bukulamaz mı?”
Bir yandan da gülüyorum, çünkü ne kadar saçma bir soru gibi gözükse de, hayat bazen tam olarak böyle bir karmaşadır. Çelik mi? Bukulamak mı? Hadi gelin, bu iki kelimenin birbirine ne kadar yakın olabileceğini, ne kadar uzak düşebileceğini keşfe çıkalım.
Çelik ve Bukulama: Çelişkiyi Anlamak
Öncelikle, her şeyin başı “çelik” dediğimiz o sert, dayanıklı malzeme. Çelik, insanları bir yere kadar zorlayabilir, ama kesinlikle esneyemez. Peki, “bukulama” derken ne demek istiyoruz? Bir şeyin kıvrılması, bükülmesi… Ama çelik, bildiğimiz gibi bükülmez! Ya da bükülse de, genellikle onu bükmeye çalışırken birisi kollarını kaldırıp “Yok, artık!” der. Tabii, bir de bu noktada bir İnternetten öğrendiğimiz birkaç şey var.
İnternet Araştırması:
“Çelik bükülür mü?” diye aratıyorum. İlk çıkan sonuçlardan biri şu: “Çelik, belirli bir sıcaklıkta bükülebilir.” Kafamda bir ampul yanıyor. “Evet, belki çelik bukulabilir, ama nasıl? Ne kadar sıcak olmalı?” Hemen bir kafamda hayal etmeye başlıyorum.
Sıcak Çelik Bukulama İşlemi
Evde, çok sıradan bir İzmir gününde bir arkadaşım beni çelikle ilgili eğitmeye çalışıyor. Diyorum ki: “Biliyor musun, çelik bükülür mü?” Hemen o da şöyle cevap veriyor:
– “Tabii, ama senin gibi birinin bükmeye çalıştığı çelik, direkt eğilmez. Bunu tam bükmek için aşırı sıcaklık lazım, kardeşim. Çelik, ısıtılmadıkça bükülmez.”
İçimden “Evet, tam da bu kadar sıcak olmalısın!” diyerek, bir şekilde o cümlenin anlamını çözmeye çalışıyorum. Çünkü biz de bazen bükülmeye çalışan çelik gibiyiz, değil mi? Sert ve kırılgan, ama bir yandan da incinmeye meyilliyiz. Ancak her sıcaklığa dayanamayız, arkadaşlar. İnsan gibi.
Çelik Bukulursa, Biz de Bükülürüz
Şimdi çelikle ilgili mesele bir yana dursun, bir insanın da “bukulup” bükülmediği üzerine derin düşünmeye başlıyorum. Çelik bir bukulursa, biz insanlar da bir şekilde bükülürüz değil mi? Kimi zaman hayat bizi öyle zorlar ki, ne yapacağımızı şaşırırız. Bir araya gelince, dostlarımızın omuzunda eğilmek, kırılmadan dimdik durmak çok daha kolay oluyor.
İç Ses:
“Hayat, insanın üzerine geldiği anlar vardır. Ama kimse sana bu çelik gibi olman gerektiğini söylemedi. Bükülmek, belki de senin en güçlü halin olabilir.”
İşte bu düşüncelerle arkadaş ortamına dönüyorum. Bir arkadaşım telefonuyla video çekiyor. “Çelik bir bukulur mu?” diye sordum, ama hala saçma olduğunu düşünüyorum. Ancak biraz eğlenceli olmalı, değil mi?
Kısa Diyalog:
– “Yani, çelik bükülür mü?”
– “Neden böyle bir şey sordun?”
– “Bilmem, belki bir şeyler anlamak istiyorum.”
– “Çelik mi? Kardeşim, öyle bir şey yok ya!”
– “Ya, belki de hayat bu kadar sert olamaz, bükülmeli. Bükülebilir miyiz?”
– “Bükülmemiz gerekse zaten, birileri bizi büküyor zaten!”
Bazen hayat da böyle bir şey değil mi? Birini bükmeye çalışırken kendini bükülmüş hissedersin. Arkadaşlarım ise gülerken ben derin bir iç çekişle bu felsefi derinliklere dalıyorum.
Hayatın Bükülemez Çeliği
Sonra düşündüm: Hani bazen hayatta olmasını istemediğimiz şeyler olur ya. İşte o anda, bir çelik parçası gibi olup, bükülmeden devam etmek gerekir. Bu da demek oluyor ki, belki bükülmek, hayatta en güçlü olduğumuz noktalardır.
Çelik, sertliğinden dolayı bazen insan gibi kırılmaya meyilli de olabilir. Ama biz, bükülmeye izin verdiğimizde büyürüz. O yüzden; insanın bükülebilmesi, çelik gibi olmaktan çok daha önemli. Bunu düşünmek bile, beni farklı bir bakış açısına sokuyor.
Bir Arkadaşla Sohbet:
– “Çelik bükülür mü diyor, senin aklında çok soru var galiba.”
– “Evet, evet, anlamıyorum ya. Hani insan bazen bükülmesi gerektiğini hisseder mi?”
– “Abi, hayat seni bükmüyor ki, sen bükülmeye izin veriyorsun.”
Sonra düşündüm; belki de hayatı çelik gibi sert ve katı bir şekilde yaşamak yerine, biraz bükülmek daha güzel olabilir.
Sonuçta: Çelik Bükülür, Ama İnsan Daha Fazlasını Hisseder
Sonuçta, bu yazıyı yazarken, çelik bükülür mü sorusuna verecek tek bir cevabım var: Evet, bükülür. Ama çelik gibi olan bir insanın bükülmesi, kendi kendine olmuyor. İnsan bükülebildiği noktada daha güçlü hale gelir. Hayatta her şeyi sıkı tutmak ve her şeyi denetim altına almak bazen sizi daha sert yapabilir ama aslında esnek olduğunuzda çok daha güçlü hissedersiniz.
Bunu bir kenara yazalım, belki bükülmek de bir tür özgürlüktür. Eğer bükülmemiz gerekirse, bükülürüz. Ama unutmayalım: Çelik bile bükülür, insan her an daha da büyür.
Evet, demek ki hayatı biraz daha yumuşak, biraz daha esnek yaşamalıyız. Hem belki, bir gün çelik bile bükülür… Ve biz o an, bu yazıyı yazarken sadece güleriz.