Mazihome okuyucularına özel bu yazımızda “İnsan nedir” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz.
İnsan Nedir? Kayseri’de Bir Günün İçinden
Sabahın Sessizliğinde Başlayan Soru
Kayseri’de sabahlar sert olur. Hava soğuksa kemiklerinize işler, sıcaksa bile bir ağırlığı vardır günün üstünde. O sabah da öyleydi. Perdeden sızan ışık odanın köşelerine zor ulaşıyordu. Yorganın altından çıkmak istemedim ama zihnim zaten çoktan uyanmıştı.
Defterimi açtım. Her sabah yaptığım gibi. Kalem elimde bir süre boş sayfaya baktım. Yazmak istediğim şey netti ama kelimeler gelmiyordu. Sonra o soru yine kendini dayattı: İnsan nedir?
Bunu ilk kez sormuyorum. Ama her sabah farklı bir tonda geliyor. Bazen yumuşak bir merak gibi, bazen boğazıma oturan bir düğüm gibi.
Dün gece yaşadığım küçük bir tartışma aklıma geldi. Bir arkadaşım “insan dediğin çıkarına göre yaşar” demişti. O an ses etmemiştim. Ama içimde bir şey kırılmıştı. Çünkü ben hâlâ insanların sadece çıkar olmadığını düşünmek istiyordum. İstemekle inanmak arasındaki farkı o sabah biraz daha hissettim.
Otobüste Yüzlere Bakarken
Evden çıktığımda Kayseri’nin sokakları hâlâ yarı uykudaydı. Otobüs durağında beklerken herkes kendi içine çekilmişti. Kimse kimseye bakmıyordu ama herkes birbirinin varlığını biliyordu. Garip bir sessiz anlaşma gibi.
Otobüse bindiğimde cam kenarına oturdum. Dışarıya bakarken yüzler akıp gidiyordu. Bir genç telefonuna gömülmüş, yaşlı bir adam elindeki poşete sıkı sıkı tutunmuş, orta yaşlı bir kadın dalgın dalgın camdan dışarıyı izliyordu.
O an düşündüm: İnsan nedir?
Belki de insan, aynı anda hem burada hem başka bir yerde olabilen tek varlık. Bedeni otobüste, zihni çok uzaklarda.
Birden içimi hafif bir heyecan kapladı. Çünkü fark ettim ki herkesin içinde görünmeyen bir hikâye var. Kimse sadece “otobüsteki yolcu” değil. Ama hemen ardından bir hayal kırıklığı geldi. Çünkü o hikâyeleri çoğu zaman hiç öğrenmeyecektim.
Bir Arkadaşın Cümlesi ve İçimde Kalan Çatlak
Öğlen saatlerinde bir kafede buluştuk. Arkadaşımın yüzü yorgundu. Gözlerinin altında uykusuzluk vardı. Konuşurken kelimeleri seçmeden konuşuyordu, sanki içinden ne geçiyorsa doğrudan dışarı akıyordu.
“İnsan güvenilmezdir,” dedi bir ara. “Herkes en sonunda kendini seçer.”
Bu cümle masanın üstüne düşer gibi oldu. Bir süre sessiz kaldım. Çayım soğudu. Camdan dışarı baktım. İnsan nedir sorusu o an yeniden büyüdü içimde.
Ben yine de karşı çıkmak istedim. Ama sesim çıkmadı. Çünkü onun yaşadıkları da gerçekti. Belki ben sadece görmek istediklerimi görüyordum.
O an şunu hissettim: İnsan, bazen başka bir insanın cümlesiyle küçülür.
Ama hemen ardından başka bir şey oldu. Arkadaşım cebinden eski bir fotoğraf çıkardı. Üniversite yıllarından kalma bir kare. İçinde gülüyorlardı. O fotoğrafa bakarken sesi değişti.
“Bunlar da bizdik,” dedi.
İşte o an içimde bir umut kıpırdadı. Demek ki insan sadece kırılmak değil, aynı zamanda hatırlamak demekti.
Hastane Koridorunda Zamanın Yavaşlaması
Sitemizden Önerilen: İnox 18-10 ne demek ?
Akşamüstü hastaneye gitmem gerekti. Çok yakın bir akrabam için. Koridorlarda yürürken floresan ışıklar yüzleri solgun gösteriyordu. Herkes bir bekleyişin içinde gibiydi.
Beklemek… İnsan nedir sorusuna en çok burada yaklaşıyordum sanki. Çünkü bekleyen insan, hayatın kontrolünü bir süreliğine bırakmış olur.
Bir bankta otururken yanımda yaşlı bir kadın vardı. Elinde mendil, gözleri kapıya bakıyordu. Arada bir derin nefes alıyordu. Konuşmadık ama aynı bekleyişi paylaştık.
Bir süre sonra kadın sessizce “geçecek mi sence?” dedi.
Ne cevap vereceğimi bilemedim. Çünkü bazı soruların cevabı yoktur, sadece paylaşılır.
“Geçecek,” dedim sonunda. Sesim kendime bile uzak geldi.
O an hissettiğim şey umut değildi sadece. Aynı zamanda çaresizlikti. İnsan nedir sorusu burada daha ağırlaştı. İnsan, bazen sadece yanında durabilmekti. Çözüm üretmeden, değiştirmeden, sadece orada kalabilmekti.
Gece Defteri ve Kendime Sakladığım Gerçek
Eve döndüğümde Kayseri’nin gecesi çoktan çökmüştü. Şehir sessizdi. O sessizlikte kendi düşüncelerim daha yüksek sesle konuşuyordu.
Defterimi açtım yine. Gün boyu yaşadıklarım zihnimde birbirine karışmıştı. Kalemi elime aldım ama yazmaya başlamadan önce uzun süre durdum.
Sonra yazdım:
İnsan nedir?
Bir otobüste birbirine bakmadan yan yana oturanlar mı?
Bir masada kırılıp yine de hatırlayanlar mı?
Bir hastane koridorunda sessizce bekleyenler mi?
Belki de hepsi.
Ama sonra durdum. Çünkü içimde başka bir cevap daha vardı. Daha kişisel, daha çıplak.
İnsan, bütün eksikliğine rağmen devam etmeye çalışan bir varlık.
Bu cümleyi yazınca içim garip bir şekilde boşaldı. Ne tamamen mutlu oldum ne de tamamen üzgün. Sadece yorgun ama hafiflemiş hissettim.
İçimde Büyüyen Sessiz Gerçek
Günlerdir fark ettiğim şey şu: İnsan dediğimiz şey sabit değil. Bugün kırıcı olan biri, yarın en çok anlayan olabilir. Bugün güçlü görünen biri, gece en sessiz yerde ağlıyor olabilir.
Ben Kayseri’de yaşayan 25 yaşında biri olarak bunu her gün biraz daha öğreniyorum. İnsanları izledikçe, dinledikçe, sustukça…
Hayal kırıklığım oluyor. Çünkü net cevaplar arıyorum ama hayat bana netlik vermiyor.
Ama aynı zamanda heyecan duyuyorum. Çünkü her yeni yüz, her yeni hikâye, insanın farklı bir yüzünü gösteriyor.
Ve umut… En çok o kalıyor.
Çünkü tüm kırılganlığına rağmen insan, bir şekilde devam ediyor.
Son Düşünce: İnsan Nedir?
Bu sorunun tek bir cevabı yok. Belki de olmamalı.
İnsan; aynı anda hem güçlü hem kırılgan, hem bencil hem fedakâr, hem kaybolan hem de kendini arayan bir şey.
Bugün bunu biraz daha derinden hissettim.
Ve yarın yine aynı soruyla uyanacağımı biliyorum.
Umarız “İnsan nedir” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Mazihome ailesiyle kalmaya devam edin!